Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık 'Ya bu süreci yöneteceğiz ya da evlatlarımıza yıkıcı sonuçları miras bırakacağız'

        Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü... Birleşmiş Milletler Örgütü, 1972'de Stockholm’de 133 ülkenin katılımıyla düzenlenen Çevre Konferansı'nda alınan bir kararla 5 Haziran'ı “Dünya Çevre Günü” olarak ilan etti. 47 yıldır yaşadığımız çevre sorunlarına çözüm aramak ve kamuoyunu bilinçlendirme için dünya genelinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

        Dünya Çevre Günü kapsamında her geçen yıl artan plastik kullanımını, geri dönüştürülen plastiklerin faydalarına, geri dönüşümün küresel ısınma ve iklim değişikliği üzerindeki rollerini, döngüsel ekonominin faydalarını ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ile konuştuk.

        İŞTE 2025 PLASTİK HEDEFLERİ

        Plastik kullanımını, 2017 yılında düzenlemiş olduğumuz Döngüsel Ekonomi Kongresi devamında, 2018 yılında bir dizi çalıştayla daha detaylı ele aldıklarını belirten Mete İmer, bu çalıştayların ilkini de, “Yeni Plastik Ekonomisi” başlığı altında gerçekleştirdiklerini söyledi.

        İmer, Ellen MacArthur Vakfı’nın Döngüsel Ekonomi ilkeleri doğrultusunda hazırladığı “Yeni Plastik Ekonomisi” raporunun, plastik kullanımı konusunda üç temel nokta üzerinde şekillendiğini dile getirerek, o maddeleri şöyle sıraladı:

        "1. Temel tasarım değişimleri ve yenilikler yapılmadan plastik ambalajların ağırlıkça yüzde 30’u, adet olarak da yüzde 50’si hiçbir zaman tekrar kullanılamayacak veya geri dönüştürülemeyecektir.

        2. Plastik ambalajların en az yüzde 20’si için tekrar kullanım ekonomik olarak anlamlı bir fırsattır.

        3. Tasarım ve kullanım sonrası sistemler dikkate alınarak yapılacak çalışmalar ile geri dönüşüm, kalan yüzde 50 için ekonomik bakımdan daha anlamlı hale getirilebilir.

        Öte yandan plastik, birçok sanayi dalında olduğu gibi, özellikle gıda ürünleri ambalajlamasında da önem taşıyan bir hammadde. Bu tür konularda sürdürülebilir iyileştirme hedeflendiğinde, konuyu çok kapsamlı bir bakış açısı ile ele almak gerekebiliyor. Söz gelimi, dünya genelinde plastik kullanımının azaltılması konusunu, küresel gıda talebi ve gıdaların bir noktadan diğerine, özellikle de yokluk çekilen bölgelere hareketi ile birlikte düşünmek gerekiyor."

        İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüm bu gerçekler doğrultusunda, birçok uluslararası kurum bir araya gelerek “Plastik Birliği”ni kurmuşlar ve 2025 için aşağıdaki hedefleri belirlemişlerdir:

        * Kullanılan tüm plastikler; tekrar kullanılabilir, geri dönüştürülebilir veya kompostlanabilir olmalıdır.

        * Tüm plastik ambalajların ortalama yüzde 30’u geri dönüştürülmüş plastiklerden elde edilen içeriğe sahip olmalıdır.

        * Plastiklerin yüzde 70’i verimli bir şekilde geri dönüştürülmeli veya kompostlanmalıdır.

        * Sorun teşkil eden veya gerekli olmayan tek kullanımlık plastikler ile ilgili olarak yeniden tasarım, iyileştirme veya tekrar kullanım modelleri oluşturma gibi yöntemlerle gerekli çalışmalar yapılacaktır.

        * Tasarım ve iyileştirme ile ilgili olarak ülkemizde de birçok başarılı uygulama söz konusudur. Plastiklerde ve diğer ambalajlarda “ağırlık azaltımı uygulamaları” sayesinde birçok sektörde, kaliteden ödün verilmeksizin, daha az hammaddeden üretilen, daha hafif ambalajlar kullanılmaya başlanmıştır.

        * Plastiğin kullanımının yasaklanması yerine, tasarımından başlayarak atık oluşumunun en aza indirilmesinin, oluşan atıkların geri dönüştürülerek değerlendirilmesinin ve toplumda çevre bilincinin yerleştirilmesinin doğru yol olduğunu düşünüyoruz."

        İŞTE GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEN AMBALAJ ATIKLARININ FAYDALARI

        T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2016 istatistiklerine göre; Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde geri kazanılan plastik ambalaj atık miktarı 498.887 ton; plastik ambalaj atığı geri kazanım oranı ise yüzde 55.

        "Ambalaj atıklarının toplanması ve geri dönüşümü alanında faaliyet gösteren lisanslı firmalar önemli bir işlevi yerine getiriyorlar" diyen ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ambalajlı ürün piyasaya süren firmalar da sisteme yetkilendirilmiş kuruluşlar aracılığıyla maddi destek sağlıyorlar. Bu konuyu önemseyen belediyeler ambalaj atıklarını ayrı toplama sistemi kurmuş durumda. Ancak yasal düzenlemelere karşın, ne yazık ki, ayrı toplamayı gerçekleştirmeyen çok sayıda belediye, yükümlülüklerini yerine getirmeyen çok sayıda piyasaya süren bulunmaktadır.

        ÇEVKO’nun 2018 yılında belediyeler ve lisanslı firmalarla birlikte topladığı plastik ambalaj atıklarının geri dönüştürülmesi sonucunda:

        * 43 bin ailenin yıllık su tüketimine eş değer 7.5 milyar litre su tasarrufu sağlandığını;

        * 3 milyon otomobilin deposunu doldurabilecek, 134 milyon litre petrolden tasarruf edildiğini hesapladık.

        * Plastikler de dahil geri dönüştürüldüğünü belgelediğimiz tüm ambalaj atıklarının 2018 yılında ülke ekonomisine katkısının ise 3,5 milyar TL olduğunu tahmin ediyoruz.

        * Geri dönüştürülen plastiklerin polimer yapılarına göre başlıcaları Polietilen (PE), Polipropilen (PP), Polistren (PS), Polietilen Tereftalat (PET), Polivinil Klorür (PVC)’dir.

        * PE’den kap, mutfak eşyası, plastik kutu, plastik tüp, boru oyuncak, kabloların yalıtkan katmanları elde edilmekte; ambalaj filmi, çanta, poşet, torba yapılmaktadır.

        * PP’den otomotiv sektöründe otomobil çamurlukları, vb. imalatının yanı sıra, plastik sandalye, kablo kaplaması, atılabilir filtre, vb. yapımında ve başka endüstriyel uygulamalarda yararlanılmaktadır.

        * PS, elyaf ve tekstil ürünlerinde kullanılmaktadır.

        * Geri dönüştürülen PET’ten sentetik elyaf, tekstil ürünleri elde edilmektedir. Dünyada, son yıllarda, PET, kimyasal geri dönüşüm (depolimerizasyon) ve hatta onaylanmış proseslerde mekanik geri dönüşüm yoluyla su, vb. gıdayla temas eden ambalajların yapımında kullanılmaya başlanmış; böylece döngüsel ekonominin gereklerinden olan şişeden şişeye geri dönüşüm (yukarı dönüşüm) sağlanır hale gelmiştir.

        * Öte yandan insan zekası ve yaratıcılığı, geri dönüştürülen plastikler için farklı kullanım alanları da oluşturabiliyor. Yakın zamanda Hollanda’da hayata geçen bir projede, geri dönüştürülmüş plastik kullanılarak imal edilen bloklarla bir bisiklet yolu inşa edildi. Dökme halde taşınabilen ve şantiyelere hızla monte edilebilen hafif prefabrik yol blokları, oyuk olduklarından, tamamlanmadan önce bunları drenaj boruları, elektronik kablolar ve trafik sensörleri gibi iç sistemler ile donatmak, önceden var olan yapılara sorunsuz bir şekilde entegre olan siparişe göre yapılmış yol parçaları oluşturmak mümkün.

        * Üretici firmanın verdiği bilgilere göre, geri dönüştürülmüş plastik malzemeden üretilen bu prefabrik bloklar normal yollardan çok daha az bakım gerektiriyor, daha uzun ömürlü ve daha hızlı döşenebiliyor.

        Bu bloklar otomobilleri ve diğer motorlu taşıtları taşıyacak kadar güçlü olsa da, projenin test aşamasında bisiklet yolları oluşturuldu. Nihai hedef ise, bisiklet yolu, otopark veya otoyol için yüzde 100 geri dönüşümlü malzemeler kullanmak."

        GERİ DÖNÜŞÜM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ NASIL ETKİLİYOR?

        "Günümüzü ve geleceğimizi en çok ilgilendiren konu; sürdürülebilir çevre. Dünyamız ve dünya üzerindeki yaşamın varlığı, çevrenin sürdürülebilir olmasına bağlıdır" açıklamasında bulunan İmer, "Küresel ısınma ve iklim değişikliği, günümüzde ve gelecekte sürdürülebilir çevre açısından en büyük tehdidi oluşturuyor ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu en önemli sorun olarak kabul görüyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) Ekim 2018 tarihli raporu, konunun önemini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu rapora göre dünya üzerinde genel sıcaklık seviyesindeki artışın, ‘endüstriyel dönem öncesi’ olarak tanımlanan 1850-1900 yıllarına oranla 1,5 C ile sınırlı tutulması gerektiği; bu eşiğin aşılıp, dünya yüzeyindeki ortalama sıcaklık artışının 2 C’nin üzerine çıkmasının, karşı konulamaz etkilere yol açabileceği açıkça belirtiliyor. Bu etkiler arasında, doğal yaşam alanlarının ve canlı türlerinin kaybı, buzulların erimesi ve deniz düzeyinin yükselmesi sonucu insan sağlığı, refahı, güvenliği ve ekonomiye yıkıcı darbeler konu ediliyor" diye konuştu.

        "DÜNYA İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR"

        Bu yıl Nisan ayı içerisinde Güneydoğu Afrika ülkesi Mozambik’i vuran Idai kasırgasının ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de, kasırganın iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, dünya için ‘tehlike çanı’nın çaldığını net bir şekilde ifade etmişti.

        İmer, "Guterres’in yayınladığı uyarı mesajı içeriğinde, iklim değişikliğine neden olan emisyonların yüzde 80’inin G20 ülkelerinden geldiği ve iklim değişikliği sorununun daha da kötüleşmemesi için sorumluluğun büyük ekonomilere düştüğü vurgusu yer aldı. BM Genel Sekreteri, ‘açık konuşmak gerekirse bu yarışı kazanmıyoruz’ ifadesini kullandı. Bu bir gerçek ve bunu görebilmemiz, idrak edebilmemiz gerekiyor. ÇEVKO Vakfı olarak, farklı platformlarda sürekli dile getirdiğimiz üzere, iklim değişikliği, kaçınabileceğimiz bir gelecek değil, içerisinde yaşamakta olduğumuz bir süreç. Bu ısınma sürecinin içerisindeyiz, bilimsel veriler bunu kanıtlıyor. İklim değişikliği, yarın yaşanacak bir tehlike değil, bugün yaşamakta olduğumuz ve kontrol edilebilecek boyutta iken çözüm üretmemiz gereken bir sorun.

        İnsanlığın önünde iki seçenek var: Ya bu süreci yöneteceğiz ya da gelecek nesillere, evlatlarımıza yıkıcı sonuçlarını miras bırakacağız.

        Dünyamızın karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike olan iklim değişikliği ile mücadele edilmesi için toplumda bilinç yaratmak maksadıyla 10 üye şirketin katılımıyla oluşturduğumuz “ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu” ile ulusal ve uluslararası gelişmeleri yakından izliyoruz. Bu amaçla BM Taraflar Konferansı’na bu yıl dördüncü kez katıldık.

        Uluslararası toplum, iklim değişikliği ile mücadele yolunda adımları, çok yüksek bir ivmeyle olmasa da atıyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 195 ülkenin 2015 yılı sonunda BM Taraflar Konferansı’nda, mutabık kaldığı ve iklim değişikliği ile mücadele için salımların azaltılması, değişen iklim koşullarına uyum gibi konularda kapsamlı önlemler öngören Paris Anlaşması, 2016 yılında yürürlüğe girdi" diye konuştu.

        KULLANDIĞINIZ CAM, METAL, PLASTİK VE KAĞITLARI GERİ DÖNÜŞÜM KUTULARINA ATMAYA ÖZEN GÖSTERİN

        Bireylerin de küresel ısınmaya karşı mücadelede atabileceği adımlar olduğuna dikkat çeken Mete İmer, "Bu konuda atık yönetimi ve geri dönüşüm konusu, özellikle önem taşıyor. Cam, metal, plastik, kağıt-karton, kompozit ve ahşap malzemelerden oluşan atıkların sürdürülebilir bir şekilde geri dönüşümü mümkün ve tüketici, geri dönüşümün başlangıç noktasını oluşturuyor. Burada en önemli nokta, günlük hayatta tüketilen ürünlerin kağıt / karton, plastik, ahşap, cam ya da farklı malzemelerin birlikte kullanıldığı ambalajların atıklarını, evlerimizde diğer evsel atıklarımızdan ayrı bir şekilde biriktirmek ve bunları mahallede yer alan geri dönüşüm kutularına atmak. Bu basit hareket, sürdürülebilir bir dünya için önemli bir adımdır.

        Tüketilen bir ürünün ambalaj atığını çöp olarak değil, sürdürülebilir çevreye ve ülke ekonomisine katkı sağlayabileceğimiz bir güç olarak görebiliriz. Her birimizin bu gücü algılamamız ve bu farkındalığa sahip olmamız; dahası bu farkındalığı çevremize yaymamız mümkün. Biz de çalışmalarımızda, geri kazanım kültürünün yaygınlaşmasını ve toplumun çoğunluğunun kaynağında ayrı toplama alışkanlığı edinmesini hedefliyoruz.

        Sıfır atık vizyonu, atık yönetimi ve geri kazanım hem iklim değişikliği ile savaşmada hem de nüfus artışına karşın sürdürülebilir kalkınmayı amaçlayan döngüsel ekonomide en önemli konu başlıklarını oluşturuyor. Toplumsal bilinç bakımından, geri dönüşüm kültürünün yaygınlaşması ve toplumun çoğunluğunun kaynağında ayrı toplama alışkanlığı edinmesi önem taşıyor.

        Halkımız iklim değişikliği ile mücadele için alınacak önlemler konusunda aydınlatılmalı; örnek uygulamalar yapılmalıdır. Ayrıca mevcut tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi, kaynak tasarrufu ve geri dönüşümün önemi, atıkların kaynak olarak değerlendirilmesi halinde hem çevre kirliliğinin önleneceği hem de ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlanacağı noktaları ile sıfır atık kavramı üzerinde durulmalıdır" dedi.

        PLASTİK KULLANIMI KAÇILMAZ AMA...

        Plastik kullanımının kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekleyen Mete İmer, "Birtakım temel tasarım değişim ve iyileştirmeleriyle daha verimli bir şekilde kullanılması gereği ortadadır. Bu konuda dünyada da ülkemizde de birçok iyi uygulama örneği söz konusu olmakla birlikte daha çözüm bekleyen birçok konu söz konusudur. Bu aşamada özellikle tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımını azaltmaya yönelik çalışmalar yapmak ve atık olduktan sonra toplanması güç olan plastik bileşenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirler almak öncelikli hareket noktaları olarak ön plana çıkmaktadır" diye konuştu.

        TÜRK EKONOMİSİNE 3.6 MİLYAR TL'LİK KATKI

        ÇEVKO tarafından geri kazanımı sağlanmış bulunan ambalaj atığının 7 milyon tona yaklaştığına dikkat çeken İmer, bu çalışmaların Türk ekonomisine katkısının, yaklaşık 35 milyar TL düzeyinde olduğunu vurguladı ve 2018 yılında geri dönüşümü belgelenen, geri dönüştürülen her malzemeden ambalaj atığı ile elde edilen kazanımları sıraladı:

        * "1 milyon ailenin bir yıllık elektrik tüketimine eş değer, 2 bin 730 GW.saat elektrik tasarrufu sağlandı.

        * 1.440 olimpik yüzme havuzu hacmine eşit, 3 milyon 600 bin m³ düzenli atık depolama sahasından tasarruf edildi.

        * 17 bin uçağın dünyanın çevresini bir kez dönmesi halinde yapacağı emisyon miktarına denk 331 bin ton CO2 eşdeğerinde sera gazı salımı engellendi.

        * 100 hektar orman arazisine eş değer, 4 milyon 850 bin ağaç kesilmekten kurtuldu.

        * 43 bin ailenin yıllık su tüketimine eş değer 7,5 milyar litre su tasarrufu sağlandı.

        * 3 milyon otomobilin deposunu doldurabilecek, 134 milyon litre petrol tasarrufu sağlandı.

        * 2018 yılında ülkemizde büyük kitlelerin yer aldığı etkinliklere katıldık. Bu etkinliklerde çıkan ambalaj atıklarının ayrı biriktirilmesi, toplanması ve geri dönüştürülmesini sağladık. Katıldığımız etkinlikler Erikli’de gerçekleşen Trakya Müzik Festivali, İstanbul’da düzenlenen 30. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı ve Marmaris’te düzenlenen Dünya Otomobil Ralli Şampiyonası Türkiye ayağıdır."

        DÖNGÜSEL EKONOMİ = GERİ KAZANIM VE SIFIR ATIK

        İnsanlığın, dünyamızın ve ekonomik aktivitenin sürdürülebilirliği konusunda uluslararası toplum gündeminde yer alan önemli konulardan biri olan Döngüsel Ekonomi kavramına dikkat çeken ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, şunları söyledi: "Endüstrileşme ve kalkınma sürecinde uygulanan, kısaca “üret-kullan-at” diye tanımlanabilecek doğrusal ekonomi modeli, hızla artan nüfusla birlikte kısıtlı kaynakların iyice azalmasına neden olmakta; giderek bir sorun kaynağına dönüşmektedir.

        Bugün küresel toplum, başta gelişmiş ülkeler, bu modeli terk ederek “döngüsel ekonomi” modeline geçmek üzeredirler. Döngüsel ekonomi modelinin temelinde atıkların kaynak olarak kullanılması, yani “geri kazanım” ve “sıfır atık” vizyonu bulunuyor.

        Sürdürülebilir üretim – sürdürülebilir tüketim ve yukarı dönüşüm süreçlerinden oluşan “Döngüsel Ekonomi”ye ülkemizde de geçilmesi için öncülük ediyor; diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışıyoruz. Bu konudaki bilgi birikimimizi üyesi bulunduğumuz EXPRA ve PRO EUROPE’a borçluyuz. 2018 yılında döngüsel ekonomi ile ilgili 4 çalıştay düzenledik. Bu alandaki çalışmalarımızı, 2019 ve sonrasında da derinleştirerek sürdüreceğiz.

        Diğer taraftan, 30 yıla yaklaşan bilgi birikimimiz ve sürdürülebilir dünya için gayret paylaşma azmimize, çevre koruma konusunda yaygın bir gönüllü ağı oluşturma yönünde çalışmalarımıza devam ediyoruz."

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ