Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MEHMET Ali Ağca, Abdi İpekçi'yi öldürdükten 5 ay sonra yakalandı. Yakalandı ama devlet içinde kümelenmiş birileri onu hep kolladı. Önce hastaneden kaçırılmak istendi. Olmadı, askeri cezaevinden, asker elbisesi giydirilerek kaçırıldı. Papa'yı vurması için kullanıldı. Aslında İtalya'da yakalanmasa bu kadar bile hapiste kalmazdı. İtalyanlar onu Papa'yı vurduktan sonra yakaladıkları için 19 yıl orada hapis yattı. Sonra da Türkiye'ye teslim edildiği için bu kadar içeride kaldı. 2006'da, daha erken çıkarılmak istenmişti, hatta çıktı da. Ancak sonra itirazlarla, tahliyenin hatalı olduğu anlaşıldı ve yine tutuklandı. Kısaca, Abdi İpekçi'yi planlayarak, taammüden öldürdüğü için sadece 9 yıl yatıp çıkmış oldu. Dün de gördünüz, 4 saatte "Çürüktür" diye rapor alıp askerlikten yırttı. Akla hemen "Ağca'yı koruma ve kollama içgüdüsü hâlâ direniyor mu?" sorusu geldi tabii.

        *

        Bu memlekette yüz binlerce insan askerlik için bekliyor. Siz hiç 4 saatte çürük raporu alanı duydunuz mu? Ya da sizce 4 saatte çürük raporunu verirler mi? Pasaport almak günler sürüyor. İzmir'den İstanbul'a taşınan bir arkadaşımızın ikametgâh çıkarması dahi, "Notere git, 1100 lira öde" denilerek günlerce ertelendi. Böyle bir ortamda, doktorlar Ağca'yı karşılarına alıp bir anda karar veriyorlar: "Çürüktür, askerlik yapamaz." Bugün Habertürk'te okudunuz, konuyu bilenler itiraz ediyor. "Bırakın 4 saati, 4 gün tutulmalıydı" diyen bile var. Ama anlaşılıyor ki söylenenler boşa.

        *

        Bugün, Hrant Dink'in öldürülüşünün yıldönümü. Gazeteci Dink, muhbirlerin yazılı uyarılarına, pek çok kişinin bilmesine rağmen, onlarca yetkilinin gözü önünde katledildi. Katil sanığına, bayraklar altında pozlar verdirildi. Ancak cinayetin gerisindeki asıl güçler hiçbir şekilde aydınlatılmadı. Ailesi, "Olayın görünür sanıkların üzerine yıkılmak istendiğini, perde gerisinin kapatılmaya çalışıldığını" söyleyip duruyor. Tıpkı, öteki gazeteci cinayetleri gibi. Tıpkı Uğur Mumcu suikastı gibi. Birileri, hep bu olayların üstünü örtmek için çaba gösterdi. Ve sonunda da başarılı oldu.

        *

        Dün Açık Radyo'da, çok haklı bir öneride bulunuluyordu. Suikast sonucu ölen Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, halen TBMM Başkanvekili. Bayan Mumcu, dönemin yetkililerinin eşinin ölümüyle ilgili söylediklerini her yerde anlatıyor. Hem dönemin polis müdürü, hem dönemin savcısı, cinayet için imalarda bulundular. Bayan Mumcu, neden bu konuların üzerine TBMM'nin gitmesini sağlamaz? Neden, suikasta kurban gitmiş öteki gazeteci yakınlarıyla işbirliği yapmaz? Mesela Hrant Dink cinayetine TBMM'nin özel ilgi göstermesi için önayak olmaz. Şundan emin olmalıyız ki, siyasi cinayetlerini aydınlatmamış, bunların hesabını soramamış bir ülke, çağdaş olamaz. Ve bu olaylara karışanlar cezalandırılmadıkça, yeniyetmeler için hep emsal olur.

        Diğer Yazılar